2026’da Küresel Ekonomi: Resesyon Riski mi, Yeni Büyüme Döngüsü mü?
- burakkocakus
- 2 days ago
- 2 min read
2026’da Küresel Ekonomi: Resesyon Riski mi, Yeni Büyüme Döngüsü mü?
2026 yılına girerken küresel ekonomi kritik bir eşikte bulunuyor. Son iki yılda uygulanan sıkı para politikaları, yüksek faiz oranları ve jeopolitik gerilimler küresel büyüme dinamiklerini yeniden şekillendirdi. Piyasaların temel sorusu artık şu: Dünya ekonomisi resesyona mı gidiyor, yoksa kontrollü bir yavaşlamayla yeni bir büyüme dönemine mi hazırlanıyor?
Bu yazıda küresel faiz politikaları, büyük ekonomilerin görünümü ve gelişmekte olan ülkeler açısından risk-fırsat dengesini analiz ediyoruz.

Küresel Faiz Politikaları ve Likidite Daralması
Pandemi sonrası yükselen enflasyon, başta Federal Reserve olmak üzere büyük merkez bankalarını agresif faiz artışlarına yöneltti. Benzer şekilde European Central Bank da para politikasında sıkılaşma sürecini devreye aldı.
Yüksek faiz politikasının küresel ekonomi üzerindeki temel etkileri şunlar oldu:
Küresel likiditenin daralması
Borçlanma maliyetlerinin artması
Yatırım ve tüketim iştahının zayıflaması
Gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışları
Ancak 2026 itibarıyla piyasalar faiz artırımlarından çok, faiz indirim takvimine odaklanmış durumda. Faizlerin zirve yapması ve enflasyonun düşüş eğilimine girmesi, riskli varlıklar için yeni bir fiyatlama dönemini başlatabilir.
ABD ve Çin: Küresel Büyümenin İki Motoru
Dünya ekonomisinin yönünü belirleyen iki büyük aktör olan Amerika Birleşik Devletleri ve Çin farklı ekonomik dinamiklerle ilerliyor.
ABD Ekonomisi
İş gücü piyasası görece güçlü
Tüketim harcamaları dirençli
Ancak kredi koşulları sıkı
ABD’de yumuşak iniş senaryosu hâlâ masada olsa da, yüksek faizlerin gecikmeli etkisi 2026’nın ikinci yarısında daha belirgin hale gelebilir.
Çin Ekonomisi
Gayrimenkul sektöründeki yavaşlama
İç talepte zayıflık
İhracatta küresel talep baskısı
Çin’in büyüme performansı, emtia fiyatlarından gelişmekte olan ülkelerin dış ticaret dengesine kadar geniş bir alanı etkiliyor. Beklentilerin altında kalacak bir Çin performansı küresel büyümeyi aşağı çekebilir.
Gelişmekte Olan Ülkeler İçin Risk ve Fırsatlar
Yüksek faiz ortamı gelişmekte olan ülkeler açısından iki yönlü bir tablo ortaya koyuyor.
Riskler
Döviz kuru oynaklığı
Artan dış borç maliyetleri
Kısa vadeli sermaye hareketleri
Fırsatlar
Tedarik zinciri çeşitlenmesi
Üretim merkezlerinin yeniden konumlanması
Genç ve dinamik nüfus avantajı
Bu süreçte yapısal reform kapasitesi, hukuki öngörülebilirlik ve makroekonomik istikrar belirleyici unsur olarak öne çıkıyor.
Jeopolitik Riskler ve Enerji Dinamikleri
Enerji arz güvenliği, savunma harcamaları ve bölgesel çatışmalar küresel enflasyon üzerindeki baskıyı canlı tutuyor. Enerji fiyatlarındaki dalgalanma yalnızca sanayi üretimini değil, gıda fiyatlarını ve lojistik maliyetleri de doğrudan etkiliyor.
Dolayısıyla küresel enflasyon düşüş trendine girse bile, kalıcı fiyat istikrarı kısa vadede garanti değil.
2026 İçin Olası Senaryolar
Önümüzdeki 12 ay için üç temel senaryo öne çıkıyor:
Yumuşak İniş: Enflasyon kademeli düşer, faiz indirimleri başlar ve büyüme düşük ama pozitif kalır.
Gecikmeli Resesyon: Yüksek faizlerin etkisi tüketim ve yatırımı sert biçimde baskılar.
Yeni Yatırım Döngüsü: Dijital dönüşüm, yapay zekâ ve enerji yatırımları yeni bir büyüme dalgası başlatır.
Hangi senaryonun gerçekleşeceği; para politikası koordinasyonu, jeopolitik gelişmeler ve finansal istikrarın korunmasına bağlı.
Sonuç: Belirsizlik Döneminde Stratejik Yönetim
2026 küresel ekonomi için belirsizliklerin yoğunlaştığı bir yıl olacak. Bu ortamda:
Şirketler nakit akışı ve borç yönetimine odaklanmalı
Yatırımcılar portföy çeşitlendirmesini güçlendirmeli
Politika yapıcılar fiyat istikrarı ve büyüme dengesi arasında hassas bir koordinasyon sağlamalı
Ekonomi, yalnızca rakamlardan değil beklentilerden oluşur. Beklentilerin doğru yönetildiği bir ortamda riskler azalır, fırsatlar görünür hale gelir.
Comments